02 Ocak 2009 Cuma

Gizemli bir uçak kazası!


Bazı filmler için koştura koştura sinemaya gidilmese de, daha sonra evde DVD’den seyretmek zevkli olabiliyor. Ama ne yazık ki Yolcular’ı DVD de kurtarmaz...

Defne Alphan

İnsan çok büyük bir beklenti ile gitmediği filmlerin bile bir çıtanın üzerinde olmasını diliyor seyretmeye giderken. Passengers / Yolcular’ın da en azından Anne Hathaway ve Patrick Wilson’ı bir araya getirdiği için ilginç olabileceğini düşündüm. Bazı filmler için koştura koştura sinemaya gidilmese de, daha sonra evde DVD’den seyretmek zevkli olabiliyor. Ama ne yazık ki Yolcular’ı DVD de kurtarmaz...

Ronnie Christensen tarafından kaleme alınan senaryo, filmin en büyük zaafı. Hikâyeye gereksiz eklenmiş yan karakterler, anlamsız detaylar ve tatmin etmeyen final Yolcular’ı zayıf bir film yapmış.
Christensen, bu öykünün ‘inkâr ve gerçek’ hakkında olduğunu söylüyor. Kendisini bu filmi yazmaya iten ‘gerçek’ ise çocuğunun doğumu yaklaşırken hissettiği baba olma korkusu olmuş.

Kazazedelerle terapi
Film, bir uçak kazası ile başlıyor. Uçak bir kumsala düşer ve az sayıda şanslı yolcu kazadan sağ olarak kurtulur.
Genç bir terapist, yaşayan yolculara danışmanlık yapmakla görevlendirilir. Kısa bir süre sonra hastalar grup terapilerine gelmemeye başlar. Doktor Summers bir yandan, bu devamsızlığın nedenini araştırırken bir yandan da hastalardan birinin özel ilgisine direnmeye çalışmaktadır. Genç doktor, kazanın gelişimi ile ilgili hastaların ve havayolu şirketinin farklı açıklamalar yaptığını fark ettiğinde olayları soruşturmaya başlar.

Hathaway hayranları için
Bir insanın Yolcular’ı seyretmek için tek nedeninin Anne Hathaway hayranlığı olabileceğini düşünüyorum. Hathaway bir şaheser ortaya çıkarmasa da, ilk ciddi işini almış, genç ve naif doktor tipini başarıyla çiziyor. Onun ayağını kaydıran da yine zayıf senaryo olmuş. Kağıt üstünde Hathaway’den yapılması istenenler, derin düşünülmüş olmadığından çizdiği tip yeterince inandırıcı olmuyor. Filmde yeterli gerilim unsuru da yok.

YOLCULAR Passengers
Yönetmen: Rodrigo Garcia
Oyuncular: Anne Hathaway, Patrick Wilson, David Morse, Andre Braugher
imdb.com puanı: 5.8



Yumurta’dan süt çıktı



2008 yılını düşündüğümde sinemaya dair ilk hatırladıklarımın içinde “Halkın çok rağbet etmediği Yumurta, Siyad’dan en iyi film dahil sekiz ödül almayı hak ediyor mu?” tartışmaları var.
Semih Kaplanoğlu, Yumurta’dan sonra, üçlemenin ikinci filmi Süt ile bu hafta vizyonda. Dünya prömiyerini 65. Venedik Film Festivali’nde yapan film, gelecek kaygısı, değişim ve gençlik sancılarını konu ediyor.
Üniversite sınavını kazanamayan Yusuf, büyük bir tutku ile şiir yazmakta ve bu şiirler küçük çaplı edebiyat dergilerinde yayınlanmaktadır. Fakat bu şiirlerin de, sütün de Yusuf ve annesi Zehra’ya getirisi olmamaktadır. Annesinin gizli ilişkisinin farkına vardığında Yusuf’un aklı iyice karışır.

SÜT
Yönetmen: Semih Kaplanoğlu
Oyuncular: Melih Selçuk, Başak Köklükaya, Rıza Akın, Şerif Erol




Yıllardan 2707...
Mutant Chronicles / Mutant Günlükleri, bir oyundan filme uyarlanan, 23. yüzyılda geçen bir bilimkurgu. Buz Devri’nin sonlarında bir makine insan ırkını mutanta çevirme görevi ile dünyaya gelmiştir. Fakat bir kahraman o zaman bu dönüşümü engellemiştir. 2707 yılına gelindiğinde dünya dört gruba ayrılmıştır. Gruplar savaş halindedir. Savaş sırasında makine aynı görevle tekrar ortaya çıkar. Siviller ve askerler mutantlara dönüşmeye başlarlar. Bu dönüşümün önüne geçmek için, her biri faklı kabiliyetlere sahip bir ekip kurulacaktır.

Mutant Günlükleri Mutant Chronicles
Yönetmen: Simon Hunter Oyuncular: Thomas Jane, Ron Perlman, Devon Aoki, John Malkovich Süre: 111 dakika
imdb.com puanı: 5.5



Patlamadan geriye kalanlar
Şerif Reed’in emekliliği yaklaşmıştır. Çok yakında yerini oğluna bırakmayı planlamaktadır. Baba oğul Ölüm Vadisi’nde bir kafede kahvaltı ederlerken, bir kumarhane soygununa karışan üç kaçak benzin almak üzere mekâna gelirler. Çıkan anlaşmazlıklar sonucu silahlar ateşlenir ve istasyon bir anda alev alıp patlar. Civardaki herkes yok olur, sadece altı kişi hayatta kalır: şerif, oğlu, iki suçlu, bir doktor ve genç bir garson kız...

Davetsiz Gelen 2
No Man’s Land: The Rise Of Reeker
Yönetmen: Dave Payne Oyuncular: Michael Muhney, Robert Pine, Desmond Askew, Mircea Monroe
Süre: 88 dakika
imdb.com puanı: 5.1

Türsak Seminerleri başlıyor!

Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı (TÜRSAK) tarafından 13 yıldır sürdürülen Sinema Seminerleri’nin yeni dönem kayıtları başladı.

On iki haftalık seminer boyunca katılımcılar senaryo yazımından aydınlatmaya, animasyon tekniklerinden film çözümlemesine toplam 17 farklı konuda eğitim görecek. Seminerde ders verecek isimlerse Uğur İçbak, Mustafa Preşeva, Atilla Dorsay, Mehmet Açar, Rekin Teksoy, Burçak Evren, Tevfik Başer, Muzaffer Hiçdurmaz, M. Ziya Ülkenciler, Sinan Toğrul, Alper Maral, Doğan Sarıgüzel, Mehmet Kurtuluş, Gülsen Tuncer, Ziya Öztan ve Ali Akdeniz gibi alanının uzmanları. 10 Ocak - 28 Mart arası her Cumartesi 11:00 - 15:30 saatlerinde gerçekleştirilecek seminerlere başvuru ve ayrıntılı bilgi için müracaat ediniz: http://www.tursak.org.tr/seminerler.htm ve (0212 244 52 51)

Barselona Barselona


9 Ocak'da Sinemalarda!

Amerikalı Vicky ve Cristina İspanya’da bir yaz geçirirler ve gösterişli sanatçı (Javier Bardem) ve onun güzel fakat dengesiz eski eşi (Penélope Cruz) ile tanışırlar. Vicky (Rebecca Hall) evlenmek üzere olan muhafazakar bir kadındır. Cristina (Scarlett Johansson) ise cinsel serüvenlere açık özgür ruhlu bir kadındır.

Kaderleri kesişen üç insan arasında doğan aşk ilişkisi kaotik sonuçlar doğuracaktır.

Filmle ilgili detaylı bilgi için tıklayınız

Barselona da aşk ve komedi





Woody Allen’ın yönettiği ve Scarlett Johansson, Javier Bardem, Penélope Cruz ile Rebecca Hall’ın oynadığı Barselona Barselona (Vicky Cristina Barcelona), 09 Ocak 2009’da Tiglon Film dağıtımıyla Bir Film tarafından vizyona çıkarılıyor.

Vicky ve Cristina adlı iki genç Amerikalı, İspanya’da bir yaz geçirirler ve gösterişli bir sanatçı ve onun eski eşi ile tanışırlar. Vicky, evlenmek üzere olan muhafazakâr bir kadındır. Cristina ise özgür ruhlu bir kadındır. Kaderleri kesişen insanlar arasındaki bu aşk ilişkisi karmaşık sonuçlar doğuracaktır. Öykünün geçtiği Barselona olmaksızın düşünülemeyecek bir film.

Mayıs 2008’de Cannes Film Festivali yarışma dışı bölümde gösterilen ve eleştirmenlerin büyük beğenisini kazanan film Woody Allen’ın Manhattan'ın dışında çektiği dördüncü film olma özelliğini taşıyor. Yönetmen setini bu filmle Barcelona’ya taşırken eski öğrencisi, yeni favori oyuncusu Scarlett Johansson ile üçüncü projeye imza atar. İzleyicileri kahkahalara boğan son filminde Allen, kadın ve erkek ilişkilerini, aşk, gençlik ve cinsellik ile harmanlayarak ve Barselona’yı fona alarak eğlenceli bir şekilde anlatır.
Barselona Barselona'nın kazandığı ve aday olduğu ödüller;

4 Dalda Altın Küre Adaylığı
En İyi Film (Komedi, Müzikal)
En İyi Kadın Oyuncu – Rebecca Hall
En İyi Erkek Oyuncu – Javier Bardem
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu – Penélope Cruz

Penelope Cruz, New York Film Eleştirmenleri Birliği'nden
En İyi Yardımcı Kadın Ödülü kazandı,

Film, 18. Gotham Independent Film Ödüllerinde,
En İyi Oyuncu Kadrosu Ödülünü kazandı.

Independent Spirit Ödüllerinde,
En İyi Senaryo
En İyi Erkek Oyuncu – Javier Bardem
En İyi Kadın Oyuncu – Penélope Cruz
dallarında ödüle aday gösterildi.

Ayrıca, 14. Critics Choise Ödüllerinde,
En İyi Film (Komedi)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu – Penélope Cruz
ödüllerini kazandı.

Filmin Usta Yönetmeni Woody Allen

Woody Allen , 1935 New York doğumlu Amerikalı yönetmen, yazar, aktör ve müzisyendir. Kendi yazdığı film senaryolarını yönetip, aynı zamanda bu filmlerde oynamasıyla tanınan Allen'ın ünlü filmlerinden bazıları : "Everything You Always Wanted To Know About Sex" (1972), "Annie Hall" (1977), "Hannah and Her Sisters" (1986) ve "Everyone Says I Love You" (1997).

1952 baharında Allan S. Konigsberg ismini Woody Allen olarak değiştirdi. Henüz 16 yaşındayken bir çok yerel gazeteye espriler yazmaya başladı. Utangaç biri olduğundan, arkadaşlarının gazetelerde ismini görmesini istemedi. 1961 ve 1964 yılları arasında stand-up gösteriler yaptı. Bu gösteriler dikkat çekmeyi başarınca, bir sinema filmi için senaryo yazma teklifi aldı. 1965'te ilk film senaryosunu yazdı ve "What's New Pussycat?" adlı bu filmde oynadı. Senaryonun yapımcıların elinde değişime uğramasından hoşnut kalmayınca, kendi yönetmeyecekse filmlere senaryo yazmama kararı aldı. "Casino Royale" adlı filmde oyuncu olarak bulunduktan sonra eleştirmenlerce beğenilen ilk filmi, "What’s Up Tiger Lily" yi çekti (1966). Sonrasında kariyerinde dönüm noktası olan "Take the Money and Run"ı çekti(1969). Bu filmin ardından, United Artists firması kendisiyle anlaşma yaptı

Woody Allen, özellikle gençlik yıllarında "Bir lokomotif bunu yapabilir mi bakalım?" adlı kitabıyla felsefe ve entellektüel hayatla tanışmış, yazdığı komedi kitaplarında bile felsefi bir derinlik bulunan, yazarlık ve yönetmenlik stili eşsiz ve benzersiz olan bir sanat ve düşünce adamıdır. İlk zamanlarında komedi filmleri çekmesine karşılık 70´li yılların sonlarından itibaren filmleri giderek ciddileşmiş, özellikle evlilik hayatının çetrefillikleri üzerinde yoğunlaşıp, toplumsal içerikli bir konum kazanmıştır. Bütün bu ciddiyetine karşılık filmlerinde her zaman yüksek zeka ürünü ince esprilerini araya serpiştirmekten de geri kalmamıştır. Özellikle "Zelig", "Take The Money and Run", "Sleeper", "Everything You Always Wanted to Know About Sex but Were Afraid to Ask" ve "Love and Death" adlI filmleri komedi tarzı bakımından bulunmaz niteliktedirler. Çogu zaman kendisi de filmlerinde oynamakta ve ortama sürekli depresif ruh haliyle ve kalın çerçeveli siyah gözlükleriyle ayrı bir hava katmaktadır. Woody Allen oynadığı rollerde çoğu zaman gerçek hayatından alıntılar yapmaktadır.

01 Ocak 2009 Perşembe

'Asi kız' İstanbul Modern'de

Beyazperdede oynadığı sayısız 'kötü kadın' rolüyle belleklerde yer eden Asia Argento, beş filmiyle İstanbul Modern Sinema'ya konuk oluyor.

Argento'nun Ölüler Ülkesi, Suspiria, Gözyaşlarının Annesi, Transylvania ve Aldatan Yürek adlı filmleri 11 ile 28 Aralık tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak. Aldatan Yürek'in yönetmen koltuğunda korku sinemasının ustalarından Dario Argento'nun kızı olarak yola çıkan Asia'nın bizzat kendisinin oturduğunu hatırlatalım. Gösterimler müze ziyaretçilerine ücretsiz.

İşte gösterim programında yer alan filmler:

Ölüler Ülkesi
Yönetmen: George A. Romero

Konu: Romero’dan yine dudak uçurtan bir zombi filmi... Yönetmeni kendi icadı olan Yaşayan Ölüler sahasında yeniden görüyoruz. Zombiler, yaşayanlara karşı savaşı kazanıp şehri ele geçirmişlerdir. Hayatta kalanlar ise çitlerle çevrili bir bölgede yaşar. İnsan toplumu iki sınıfa bölünmüştür: Biri Kaufman (Dennis Hopper) liderliğindeki zenginler, diğeriyse sokakta hayat mücadelesi verenler... Romero’nun apokaliptik dünyası yine bolca sosyal hiciv yüklü.

Transylvania
Yönetmen: Tony Gatlif

Konu: Avrupa’nın etnik sapa yollarında geçen bir aşk hikâyesi. Coşkun Çingene müzikleri, çarpıcı manzaralar, mutlu sonuyla keyifli bir yol filmi. Rumen kültürünü Avrupa’ya tanıtmasıyla ünlenen yönetmen, bu kez kamerasını Argento’nun oynadığı Zingarina’ya yöneltmiş. Sevgilisini aramak üzere yollara düşen Zingarina’nın Transylvania macerası. Gökyüzü altında geçen romantik bir yolculuk...

Gözyaşlarının Annesi
Yönetmen:
Dario Argento
Konu: Korku filmlerinin kült yönetmeni Dario Argento’nun 1977 yılında Suspiria ile başlayan “Üç Anne” üçlemesi otuz yılın sonunda noktalanıyor. Öncekilerin vahşetini, kan potansiyelini aratmayan bu üçüncü filmde, Asia Argento ve annesi Daria Nicoldi bir anne-kızı canlandırıyorlar. Sarah Mandy, eski bir mezarda bulduğu antika kavanozun üstündeki mührü kırar, dünyaya hükmeden cadı Mater Lacrimarum’u, yani Gözyaşlarının Annesi’ni serbest bırakır. Bu da korkunç intiharların ve suç dalgasının Roma’yı kaplaması anlamına gelecektir.

Aldatan Yürek
Yönetmen:
Asia Argento
Konu: Asia, bu kez yönetmen koltuğunda! Hayatın ortasından kesilen bu dehşetengiz kesit, uyuşturucu bağımlısı bir annenin oğluyla ilişkisini gösteriyor. Sevgi gördüğü ebeveyninden alınan yedi yaşındaki evlatlık bir çocuğun düştüğü cehennemvari hayat gözler önüne seriliyor. Fiziksel ve psikolojik acımasızlıklara maruz kalan bu çocuğu izlerken ürpereceksiniz. Asia Argento duygusal sömürüye başvuran, ruh hastası anne rolüyle dikkat çekiyor. Çocuğun büyük ebeveynleri ise Peter Fonda ve Ornella Muti tarafından canlandırılmış.

2018'de dünya böyle bir yer olacak

20182018'de dünya nasıl bir yer olacak dersiniz... Üstelik de yaşanan kıyametten sonra. Beyazperdenin en çok izlenen filmlerinden biri olan Terminator serisinin son filmi “Terminator Salvation”da bu soruya cevap aranıyor. Ama hatırlatalım karamsar bir şekilde. İşte filmden ilk görüntüler.

İŞTE FİLMİN FRAGMANI

Senaryosunu Michael Ferris ve John Brancato’nun kaleme aldığı, Terminator Salvation'ın yönetmen koltuğunda McG oturuyor.

John Connor'ı Christian Bale'in canlandırdığı filmin oyuncu kadrosunda Anton Yelchin,Charlotte Gainsbourg, Moon Bloodgood da yer alıyor.

Filmin konusuna gelince: Kıyamet sonrası 2018’inde geçen “Terminator Salvation”da Christian Bale yazgısı insan ırkının Skynet ve terminatör ordularına karşı direnişine önderlik etmek olan John Connor’ı canlandırıyor. Ama Connor’ın büyürken inandırıldığı gelecek, Marcus Wright’ın ortaya çıkışıyla kısmen değişime uğrar. Marcus’ın son anısı idam için sırada olduğudur. Connor’ın karar vermesi gereken şey Marcus’ın gelecekten mi gönderildiği yoksa geçmişten mi kurtarıldığıdır. Skynet son saldırısını hazırlarken, Connor ve Marcus kendilerini Skynet operasyonlarının kalbine taşıyan bir serüvene koyulurlar. Burada insanoğlunun olası yok oluşunun ardındaki korkunç sırrı keşfederler.

Terminator Salvation'ı izlemek isteyen Türk sinemaseverlerin 5 Haziran'a kadar beklemesi gerekiyor.

Bond güzeli fahişeyi oynayacak

Olga Kurylenko fotoğrafları için tıklayın!

Ukraynalı seksi oyuncu Olga Kurylenko (29) adını son James Bond filmi ''Quantum Of Solace'' ile dünyaya duyurmuştu.

Güzel oyuncunun yeni oynayacağı filmi ''Kirot'ta bir fahişeyi canlandıracağı açıklandı. Daha önce çıplak sahnelerinden çekinmediğini açıklayan Olga Kurylenko, Bu rol için çok heyecanlı olduğunu söyledi.